Özgür-Der Gençliği "Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi" kitabını değerlendirdi

Özgür-Der Gençliği "Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi" kitabını değerlendirdi

İbrahim Sildir ve Bünyamin Rüzgar, Ilan Pappe’nin "Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi" kitabını değerlendirdi.

Seksen günü aşkın süredir devam eden Gazze’deki katliamın bizleri işgal sürecini daha iyi anlama ve anlamlandırma arayışına ittiğini, bu nedenle işgal süreci üzerine forumlarda okumalar gerçekleştirdiklerini belirten İbrahim Sildir; Ilan Pappe’nin Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi eserini de bu amaçla okuduklarını belirterek sözlerine başladı.

wi-500-002.jpg

"Ilan Pappe, kitabında İsrail’in Filistinlileri tasfiye etmek için kullandığı yerleşimci kolonyalizm mantığını ve bu mantığın bir ürünü olan Mega Hapishane projesini ele alıyor. Ayrıca Siyonist rejim, Batı Şeria’yı da işgal etmek için sürekli kendine bir zemin arıyor.”

Siyonist katillerin Batı Şeria ve Gazze’yi işgal altına aldığı Altı Gün Savaşlarından sonra birtakım sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sildir; işgal edilen topraklar hakkındaki sürece, bu topraklarda yaşayan Filistinlilerin akıbetine, işgali uluslararası toplumda meşrulaştırma çabalarına ve Yahudilerin bu işgale ikna edilmelerine ilişkin sürece değindi.

“İşgal edilen topraklardaki Filistinlileri kolonize etmek Siyonistler için zor olacaktı. Yaşanan tartışmalar neticesinde Batı Şeria’da ve Gazze’de kolonizasyon projesi bir sürece yayıldı. Filistinlilerin zorla sürgün edilmeleri sonucunda toprakları gasp edildi.

İşgali uluslararası topluma kabul ettirmek ve kendilerine karşı eleştirileri azaltabilmek amacıyla Siyonistler hep yuvarlak cümleler kurdu. Bu konuda İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan’ın şu sözleri çok çarpıcı; "Benim için önemli olan içimizde aldığımız karardır. Dışarıya ne söyleyeceğimiz değil." Sözleri bize İsrail gerçekliğini gösteriyor.”

Siyonistlerin yerleşimci olarak isimlendirdikleri halkın da yıllardır Filistinlilerin başında gardiyanlık görevini sürdürdüklerini belirten Sildir; Siyonist yerleşimcilerin siviller değil, zalimlerin ta kendileri olduğunu vurgulayarak sözlerini Bünyamin Rüzgar’a bıraktı.

Sözlerine Filistinlilerin uslu durduklarında ödüllendirildikleri, yaramazlık yaptıklarında da cezalandırıldıkları bir sistemin Siyonistlerce benimsendiğini ifade ederek başlayan Rüzgar; Siyonistlerin işgalle birlikte bir dezenformasyon sürecini de işlettiklerini belirtti.

"Siyonistler kendilerini üstün ırk görüyorlar. Bu nedenle Filistinlere karşı da bu kadar pervasız davranabiliyorlar. Yıllar içerisinde de şiddet kullanılarak Filistinliler yerlerinden edildi. Bu süreç medya da açık bir şekilde yalanlarla çarpıtıldı.”

1987 yılında direnişin Hamas etrafında şekillenmeye başladığını belirten Rüzgar; siyasi ve askeri mücadelenin ana ekseninde Hamas’ın olduğunu belirtti.

"Hamas, 1987’de Gazze Şeridi’nde Müslüman Kardeşler’den Şeyh Ahmed Yasin liderliğinde kuruldu. Filistinlilerin direnişi örgütleyecek bir arayış içerisinde olduğu o yıllarda Hamas’a büyük destek verdiler. Hamas, o günden bu yana direnişin ana omurgasını oluşturuyor.”

Program katılımcıların soru-cevap ve katkılarıyla sona erdi.

whatsapp-image-2023-12-31-at-02-08-37.jpeg

whatsapp-image-2023-12-31-at-02-08-35-2.jpeg

whatsapp-image-2023-12-31-at-02-08-35-1.jpeg

Haber: İshak Gökgöz Fotoğraf: Ahmet Yasin Sevim

Önceki ve Sonraki Haberler